Keeling Egrisi ya da Killing Egrisi(olduren egri) mi desem?!

Mayis 2013’de Hawaii’deki Mauna Loa Gozlemevi’nde kuresel iklim degisikligi acisindan hayati bir olcum yapildi! Dr.Keeling ve arkadaslari, Mauna Loa Gozlemevi’nde yaklasik 50 yildir kuresel iklim degisikliginin bas aktorlerden biri olan havadaki karbondioksit miktarini olcmekteler. Olcum mantigi basit: Havadan ornek aliniyor, ornek icinde atom bazinda sayim yapiliyor ve bir milyon parcada kac karbondioksit parcasi oldugu tespit ediliyor. Ornegin, iklim degisikligi acisindan kritik sinir, havada bulunan 1 milyon parcada 350 parca karbondioksit! Yapilan butun kuresel toplantilar ve anlasmalar bu siniri gecmemek uzere kurgulaniyor; fakat gectigimiz gunlerde Mauna Loa Gozlemevi’nde yapilan olcum gosterdi ki su an ulasilan karbondioksit seviyesi milyon parcada 399,77 parca ya da yuvarlak hesap 400 ppm! Ekibin olcumleri basladigi 1960 yilindan 2013 yilina kadar 320 ppm’den 400 ppm’e gelinmis durumda ve insanin kanini donduran bu gelismeyi gosteren sayisal grafige Keeling Egrisi deniyor ya da benim degisimle Killing Curve(olduren egri)!Keeling

Peki, milyon parcada 400 parca karbondioksit sayilmasi kuresel iklim degisikligi acisindan ne demek? Ongorulemez hava ve yer kosullari demek? Ongorulemez buyuklukte azgin yanginlar, kasirgalar ve diger hava hareketleri, kurakliklar, zamansal ve miktarsal beklenmedik yagislar, liman kentleri ve sahil yerleskeleri acisindan buyuk tehdit olusturan deniz su seviyelerinin artmasi ve hatta Bill McGuire gibi bilim insanlarina gore depremler ve depremlerin yaratacagi tsunamiler, volkanlar ve insanlar acisindan biyolojik silahlara donusecek bagisiklik sistemlerimizin taniyamayacagi mutant viruslerin, bakterilerin ve mikro organizmalarin yaratacagi kitlesel enfeksiyonlar gibi afetler demek! Ve butun bunlar; ongorulemez buyuklukte maddi ve manevi kayiplar demek! Peki, bu ahval ve serâit icersinde yasadigimiz kentlerin ve bizlerin durumu ne ve nasil olacak?

Evet, nasil bir gelecek bekliyor sehirlerimizi? Birlesmis Milletler’in hazirladigi rapora gore Kuzey Amerika nufusunun yuzde 82’si kentte yasiyor ve 2050’ye kadar bu oranin yuzde 90 olmasi bekleniyor! Avrupa’da yuzde 73 kentlerde yasiyor ve 2050’ye kadar Avrupa kent nufusunun yuzde 84’e cikmasi bekleniyor. Afrika kentsel nufus acisindan yuzde 40! 2050 yili icin beklenti, yuzde 62! Ya Asya?! Asya su an yuzde 42 seviyelerinde; fakat 2050’ye kadar kentsel nufusun yuzde 65 olmasi bekleniyor! Milyonlarca insan kentlere akiyor, doguyor ve oluyor! Milyonlarcasi “slumdog” tadinda kentsel yasamlarini idame ettirmeye calisiyor! Adalet ve sefkatin yerini kuresel sehvet ve egoizme terk ettigi milyonluk nufuslara sahip dev kentlerde yasiyorlar!

Bu dev kentlerin yasadigi iklim degisikliginin yaratacagi afetler acisindan uc asama tanimlamak mumkun: Birinci asama afet sezme ve onleme, ikinci asama afete direnis ve ucuncu asama afet sonrasi dirilis!

Gunumuzde bazi bilim insanlari afet sezme ve onleme verimliligini artirmasi bakimindan birinci asama icin kentlerin daha da buyuyup, gelismesi taraftari. Bu sekilde 7 milyara cikan dunya nufusu; gorece kucuk kent alanlarina sikisarak daha az dogal alani arsalastirarak tuketir ve dar alanlarda kisa paslasmalarin enerji ve kaynak verimliligi sayesinde karbon ayak izini en aza indirir. Bir diger taraftan da kentlerdeki bu yogunlasmanin getirecegi sinerji sayesinde kuresel iklim degisikliginin yaratacagi yepyeni sorunlari cozmede buyuk katki uretecek kentin yaratici problem cozme kapasitesi en ust seviyelere cikar.

Birinci asama olan afet sezme ve onleme acisindan kentlerin devlesmesinin ve kirlarin insansizlasmasinin iklim degisimini engellemek acisindan enerji ve kaynak kullanimi verimliligi itibari ile faydalari olacaktir; fakat  Amazonlar’i Amazonlar yapan verimli kara toprak terra preta’nin yine orada yasayan yerli halklarin organik atiklari nedeni olustugunu unutmamak gerekir. Ayrica, bu yerli halklar kendi dogal yasam alanlarinin korunmasinda kentli nufuslara gore cok daha etkin roller alabilmektedirler. Bu baglamda 1. Asamada dahi olcusuz kentlesmenin sosyal ve ekolojik adalet acisindan afetler yaratma kapasitesi, kuresel bir tehlike olarak onumuzde durmaktadir!

İkinci ve ucuncu asama; afete direnis ve dirilis asamasi. Bu asamada kentlerde odaklanma, butun yumurtalari ayni sepete koymak gibi bir sorun yaratiyor. Ornegin gecen sene ABD’de iklim degisimi ile ilgili olusan hasar toplamda yaklasik 100 milyar dolar oldu. Bunun 65 milyar dolari Sandy Kasirgasi, 30 milyar dolari kuraklik ve kuru hava dalgasi, 11 milyar dolari kombine asiri hava kosullari, 1 milyar dolari siddetli yanginlar, 2 milyar dolari İsaac Kasirgasi. Dusunebiliyor musunuz? İklim degisikligine katkinizi minimize etmek icin mega kentlerde toplaniyorsunuz; fakat o gune kadar iklim degisimine yapmis oldugunuz olumsuz katkilar nedeni ile kentinizin uzerinden beklenmedik siddette bir kasirga geciyor ve tum konsepti cokertiyor! Bir dusunun, koca 8 milyon 336 bin kisilik New York kenti; nasil tahliye edilir ve nasil tahliye edilen bu nufus tahliye mevkiinde minimum yardimla kendine yeterli bir toplum haline gelir? Bir de Istanbul’u dusunun iklim degisikligi nedeni ile olusacak afetler karsisinda yeni gelecek nufus arti 15 milyon nufusla neler olur?

Kuresel iklim degisikligi nedeni ile olaganustu hal bolgelerine donusecek dunya kentleri icin cogunlukcu demokrasi mi yoksa cogulcu katilimci demokrasi mi daha yararli olacaktir? Sosyoekonomik ve sosyokulturel farkliliklarin ve bu farkliliklar arasindaki farklarin cok oldugu cografyalarda cogulcu katilimci demokratik yaklasimlar, zit veya farkli kuvvetlere maruz kalan zayif vektorler olarak karsimiza cikacaktir. Hatta, bu zayiflik neredeyse bu yaklasimlari sergileyen toplumlari karar alamayan ya da yonu olmayan skaler buyuklukler sekline getirecektir. Oysaki kuresel iklim degisiminin yaratacagi afetler karsisinda toplumlarin zinde kalabilmesi icin az zamanda cok is yapmalari gerekecektir. Bu da az zamanda cok karar almak demek olacaktir. Iste cogulcu katilimci demokrasi modeliyle az zamanda cok karar nasil alinacaktir ve afetlerin etkilerini hafifletmek icin yapilmasi gereken bir yigin isin altindan nasil kalkilacaktir?

Tarihe baktigimizda pek ic acici ornekler goremiyoruz bu konuda! Weimar donemi Almanya’si mesela! O donemde liberal demokrasiye gecis cabalari, yogun sivil anlasmazliklar ve bunun getirdigi ekonomik sorunlar neticesinde vektorlesememistir ya da yonu olan, zamaninda karar alan ve uygulayan bir yapi insa edilememistir. Alman toplumundaki sorunlari gidermek icin bu az zamanda cok is yapma ihtiyaci Hitler’in secimleri kazanmasina neden olmustur. Sonrasini soylemeye gerek yok! Tam bir facia!

Bu durumda kentlere dolusmamiz kuresel iklim degisimi baglaminda iki acidan sorun yaratiyor:

1. Gelmekte olan afetlerin ikinci ve ucuncu asamalari acisindan yasanabilecek olumsuzluklar.

2. Kuresel iklim degisiminin yaratacagi ongorulemezlik nedeni ile yasanacak olumsuzluklar.

Bu ikincisini biraz daha acabilmek icin biyolojiye bakabiliriz. Bu amacla biyolojiye baktigimizda K ve r secilimi gibi kavramlarla karsilasiyoruz. K secilimi, ongorulebilir istikrarli cevrelerde gerceklesen adaptasyon tipi olarak adlandirilabilir. r secilimi ise, ongorulemez istikrarsiz cevrelerde meydana gelen adaptasyon tipi.

K secilimi, ongorulebilir istikrarli cevrelerde gerceklestigi icin buradaki organizmalar da makro, yani buyuk olur. Hayvanlar ve bitkilerin cogu bunun gibidir! K secilim ortamlarinda ongorulemeyen istikrarsiz degisimler olmadigi icin secim kriteri gorece istikrarli kalir ve bu istikrar, uzun vadeli buyuk genetik mimari(bilgi) yatirimlari, yuksek getiri ile odullendiren istikrarli bir beslenme ortami yaratir. İcinde yasanilan cevrenin problem uzayina ait bilgilere sahip olmak ve bunlari genetik ve kulturel olarak paylasmak surdurulebilirlik acisindan hayati onem kazanir. Bu da K secilim cevrelerine cinsiyet, ask, dogum ve olum ile birlikte buyumeyi getirir! Buna ek olarak satihta genetik ve kulturel alis verisler icin nufusu odaklayan sehirler gibi genetik ve kulturel buyuk bilgi pazarlarinin olusumuna neden olur!

r secilimi ise ongorulemez istikrarsiz cevrelerde meydana geldigi icin buradaki organizmalar mikro, yani cok kucuk olur. Bakteriler ve mikro organizmalar gibi. r secilim ortamlarinda ongorulemeyen istikrarsiz degisimler oldugu icin secim kriteri siddetli degiskenlik icinde olur ve bu degiskenlik, uzun vadeli buyuk genetik(bilgi) mimari yatirimlari hicbir getiri ile odullendirmez. Hatta zarara ugratir. Kisa vadeli kucuk genetik(bilgi) mimari yatirimlari destekler bir beslenme ortami yaratir. r secilim ortami icinde yasanilan cevrenin problem uzayina ait bilgilere sahip olmak ve bunlari genetik ve kulturel olarak paylasmak surdurulebilirlik acisindan ya cok az ya da hicbir oneme sahip degildir! Cunku cevresel degisimin hizi; bir onceki cevre versiyonuna ait cevre bilgisinin tutulmasini ve paylasilmasini anlamsiz kilar. Bu da r secilim cevrelerine cinsiyetsizligi ve dolayisi ile asktan azade olumsuzlugu ve kucuk kalmayi getirir! Bakteriler geride bir ceset birakmadan eseysiz bolunerek cogalirlar! K secilime zit olarak r secilimi; satihta genetik ve kulturel alis verisler icin nufusu odaklayan sehirler gibi buyuk bilgi pazarlarinin olusumuna neden olmaz! Tam tersi nufus, odaklanarak sehir surlari ya da barikatlar kurmak yerine satiha yayilir! r secilim cevrelerindeki nufus; satiha yayilarak denk geldigi yerelde kucuk ve kisa vadeli mutasyon ile adaptasyon deneylerine girisir! r secilim ortaminin bas at oyuncusu bakterilerin kendi dar cevresinde kucuk capli bilgi(genetik)alis verisi yaptiklari da olur tabii!

Kuresel iklim degisikligi bizler ve devasi sehirlerimiz icin kesinlikle ongorulemez ve istikrarsiz bir cevre yaratacak! Bu ongorulemeyen afetler dunyasinda, enerji ve kaynakları merkezilestirme anlayisi, cok tehlikeli hale gelecek! Ornegin enerji uretiminin nukleer ile cografi olarak merkezilestirilmesi gibi: Fukusima! Afetlerle olusacak lojistik imkansizliklar nedeni ile merkezilesme yerine, her yerde mevcut olan yenilenebilir enerji ve kaynaklar acisindan yerellesme ile satıha yayılmak zorunda kalınacak ve bu da daha zinde(resilient) bir toplumsal yapi yaratacak.

Sehirlerin kuculerek internet gibi satiha yayilmasi kacinilmaz gibi gozukuyor. Bir web sitesini veya sehrini barindiran onlarca sunucu makinayi dusunun. Sunucu makinalardan biri ariza yaparsa, diger saglam makinalar ayni hizmeti vermeye devam edecegi icin site veya sehir ayakta kalir! Neden? Cunku tum yumurtalari ayni sepete koymadik! Satiha yayilmak; satihtaki dogal alanlarin buyuk bir bolumunu istila edip, yok etmek anlamina gelmez!

Bu satiha yayilma baglaminda aklima gelmisken Masanobu Fukuoka konu ile ilgili bugunku anlaminda kentlesmeyi hedef almayan daha radikal sayilabilecek sozlerini bir kez daha hatirlayalim: “Bence; insanlarin %100’u tarim yapiyor olsaydi, bu; ideal bir sey olurdu! Kisi basina 1012 m2 toprak verilseydi ki 5 kisilik bir aile icin 5059 m2 toprak yapardi, bu miktar toprak boyle bir aileyi bir yil boyunca beslemeye yeterdi de artirdi bile! Eger bu aile bu toprakta dogal tarim yapiyor olsaydi, hem kendileri icin hem de koydeki insanlarla birlikte sosyal etkinliklere katilabilecek cok bos vakitleri kalirdi! Kanaatimce, bu ulkeyi mutlu ve memnun bir ulke yapmanin dolaysiz yolu bu!”

Turkiye’deki ekilebilir toprak 241 milyon m2’dir. 75 milyon insana Fukuoka’nin iddia ettigi gibi kisi basina 1011 m2 toprak verilmek uzere 75 milyon 881 bin 250 m2 toprak verilse, bu miktar toplam ekilebilir arazinin sadece %31’i edecek. Yani, ulkemizin ekilebilir arazisinin 3’de 1’i, 75 milyonluk nufusun tamamina yetecek! Toplamda insanlar tarafindan yasamak icin kullanilacak alan, ulkemizin 783 milyon 562 bin m2 olan toplam yuz olcumunun sadece %10’u olacak! Tabii, ulkemiz topraklari, 2025 yilina kadar kuresel iklim degisikligi ile collesmezse! Satiha boylesine dagilsak bile, cok yer kaplamadik, oyle degil mi?

Simdi gelelim biraz onceki cogulcu ve katilimci demokrasinin surdurulebilirligi acisindan kuresel iklim degisikliginin getirecegi afetler ve olaganustu hal karsisinda Hitlerlesmeden ne yapilabilecegine? Asiri heterojen ortamlarda ve stres altinda az zamanda cok is ya da cok karar alabilme becerisi icin organik beynin mantiksal ya da akilsal mahsullerinden matematigin ise yarayabilecegini dusunuyorum ve yine  bu asiri heterojen ortamlarda ve afetlerin yaratacagi stres altinda az zamanda cok is ya da cok karar alabilme becerisi icin acik alan teknolojileri ve siddetsiz iletisim pratikleri icinde agirliklandirilmis karar matrisleri gibi benzetimsel sayisal modellerin demokratik cogulculugu ve katilimi maksimize edecegini ve karar alma zamanlarini minimize edecegini dusunuyor.

Yine yolumuz gezi parkindaki agaclarin golgesinden surdurulebilir zinde sehirlerimiz icin akil(bu durum icin sayisallastirma anlaminda) ve gonulden(vicdan ve farklilasmis bilinc hallerinden) gecti! Ne diyelim canin sagolsun, ad cordis!

Reklamlar